Sepetim bölümünde eklediğiniz ürünleri görebilirsiniz.
Form Alanların tümünü doldurun. Lütfen eksik bilgi girmeyin.
Kişisel bilgilerinizin hepsi doldurulmamış. Hesabım sayfasından girip doldurabilirsiniz
Adres bilgileri başarıyla gerçekleşti.
Ürün başarıyla favorilerinize eklendi.
Favorilerim bölümünden ürünü görebilirsiniz.
Aslında
gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi 4500 yıl öncesine
dayanmaktadır.Binlerce yıl önce, insanların optik hakkında
bilgileri olduğu ve camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü
fark ettikleri bilinmektedir. Hatta, milattan önce 100 yıllarına ait, büyüteç
olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır.
965 yılında dünyaya gelen, dönemin en büyük araştırmacılarından ve islam
fizikçilerinden olan Ebu Ali El Hasan İbn El Haytam görme optiği ve lenslerle
ilgili araştırmalarında optik biliminin gelişmesinde önemli rol
oynamıştır.Bugün bizim için optikle ilgili en önemli eser El Haytam’a ait olan
“Kitab’ülMenazır” dır.
Haytam,
görmenin, gözden çıkan ışınların nesnelere çarpmasıyla meydana geldiğini iddia
eden, kendisinden önceki Yunanlı bilim adamlarının aksine, ışığın
nesnelere çarpıp yansıyarak gözün merkezine ulaştığını ve görmenin bu şekilde
meydana geldiğini açıklamıştır.
Gözlüğü
ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. Bu büyük buluşu kimin gerçekleştirdiği
uzun araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Ancak bazı rivayetlere göre
gözlüğün Roger BACON tarafından icat edildiğinden söz edilmekte. Bu kişinin
1250-1280 yıllarında, Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık. Çünkü 13.yy
da, ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü bir yerdi.O zamanda
kullanılan camlar yazının üzerine konulur ve böylece büyüyen
yazılar okunurdu. Bu camlara okuma taşı deniliyordu. Roger BACON bu okuma
taşları üzerinde bir çok çalışmalar yaparak okuma taşını
geliştirmişti. Okuma taşı kuartz ve dağ kristalinden yapılıyordu. Ayrıca
beril taşlar da kullanılıyordu.
13.yy
sonlarında, o zaman kadar yarı küre şeklinde olan camlar düz cam şeklinde
traşlanmaya başlandı. Bu şekilde bakış alanının genişlediği tespit edildi. Daha
sonraları da her iki göz için ayrı camlar kullanılmaya başlandı. Bu gelişim
süreci içerisinde gözün önünde tutularak kullanılan camlar çerçevelerin
içerisine konarak birbirleriyle birleştirildi. Perçinli gözlük olarak
bilinen bu gözlükler demir, tahta veya boynuzdan yapılıyordu. Kulak üzerinde
durmaları için herhangi bir model bulunamadığı için sadece göz önünde tutularak
kullanılıyordu.
İlk
gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi. Sadece yakını görme problemi
olanların işine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak
konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için bir yüzyıl geçmesi gerekecekti.
Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içerisinde gelişmesi oldukça yavaştır. Uzağı
görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek olan merceklerin ancak yüzyılda
yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde gözlüğün daha çok okuma amaçlı
kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey
merceklerin imalatının daha zor ve pahalı olmasıydı.Gözlük icat edildikten
ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasında tutturulabildi. Aslında bu gözlük
tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlet 1730 da Londra’da sabit
gözlük sapını icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiğiiçin gözlük burun
üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikeside önlenmiş oluyordu.
Matbaanın
icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks
olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu. 14.yy ortalarında İtalyanlar gözlük
camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı mercimek anlamına gelen
“Lenticchie” adını verdiler. İngilizcesi de lentis olan mercimek, yaklaşık iki
yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan lens adının
kökeni de bu sebepten dolayı mercimekten gelmektedir.
İlk
gözlükçü dükkanı 1783 yılında Philadelphia’da açıldı. Francis
McAllisterdükkanında gözlükleri bir sepet içine yığıyor, müşterilerde bunları
tek tek deneyerek gözlerine uygun olanı alıyorlardı. İlk güneş gözlükleri 1430
lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldı. Ateşte dumanın isi ile
kararttıkları camları güneşten korunmak için değil mahkemeler ve bir çok
yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye
takıyorlardı. Bu kullanımın amacı güneşten korunmak değildi. Daha sonraları
İtalyanlar Çin’e numaralı gözlükleri de getirdi. Ama Çinliler onların da çoğunu
iste karartarak kullandı.
Güneş ışığına maruz kaldığında kararan yani colormatic gözlük camları ilk olarak 1960 ların sonlarında geliştirildi. Yaygın olarak kullanılmasıda 1990 lı yıllarda oldu.
Marka Adası Optik Kurucusu / Bilal SARVANLIOĞLU